21 Eylül 2020 Pazartesi

PROKRUSTES'İN YATAĞI, YEREL YÖNETİMLER VE CHP'Lİ BELEDİYELER

 


Konuk Yazar: Yerel Yönetim Uzmanı Dr. Ali Mert TAŞCIER

Prokrustes. Hakkındaki söylencelerde farklılıklar olsa da Yunan mitolojisine göre Attica’da yaşar. Evinde ağırladığı misafirlerini yatırdığı yatak ve o yatakta yaptığı işkencelerle anılır. Örneğin kurban yatağa sığmayacak kadar uzun ve elleri ayakları yataktan taşmışsa Prokrustes o kişinin uzuvlarını kesermiş. Eğer o kişinin boyu kısa gelirse bu sefer de yatağa bağladığı misafiri mengene ile gererek uzatırmış. Anlaşılan o ki Prokrustes’in kafasında ideal bir uzunluk ölçüsü var. Bunun doğruluğu ya da yanlışlığı tartışılmadan kafasına göre belirlediği ölçüye insanları getirmek için işkence yapmayı kendisine görev edinmiş. Kimi söylenceler ise hancı olan Prokrustes kendisinden uzun kişileri uzuvlarını keser, kısa olanların ise istediği uzunluğa gelmeleri için kemiklerini kırarmış. Her koşulda keyfi bir tutumu baskıyla dayattığı, kendinden iyi olanı kendinden daha kötü boyutlara işkenceyle getirmek istediği bir yataktan bahsediyoruz. Türkiye’deki yerel yönetimlerin Prokrustes ile ne ilgisi mi var?

Yakın zamanda konuşulan bir düzenleme vardı, yerel yönetimlere dair. “Hazırlandı, Cumhurbaşkanına sunulacak” telaşı sürerken pandemi nedeniyle rafa kaldırıldı. Aslında rafa kaldırılması belediyeler açısından bir anlamda iyi oldu. Mevcut sistemi ve işleyişini belediyeler açısından sınayacak ilginç bir pandemi sürecinden geçtik/geçiyoruz. Eğer taslak gerçekten pandemi sürecinden önce bitseydi, CHP’li belediyelerin gösterdiği performans nedeniyle yeniden elden geçebilirdi. Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş, Tunç Soyer ve diğer çok sayıda belediye başkanı sürecin yıldızları haline geldiler. Başka bir ifadeyle Prokrustes’in yatağına uzun boylu olarak uzandılar.

Taslağa dair aldığımız bilgiler ışığında şunlar söylenebilir:

1. Tipik bir AKP gerekçesi olacak: Reform. Evet, yine bir reform ile karşı karşıyayız ve bu bahaneyle görev ve yetkilerde ciddi değişiklik olacağa benziyor. Reform TDK sözlüğüne göre “düzeltme” demek. Peki, düzeltilecek olan ne? Yerel yönetim sistemi. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun tarihi 2005, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu 2004, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ise 2005 tarihli. Yani AKP iktidarında hazırlanmış ve o zaman da reform diye sunulmuşlardı. Daha sonra 2012 yılında 6360 sayılı ve reform diye sunulan kanunla yerel yönetim sistemi köklü biçimde değişti. Devlet yönetimindeki kendi getirdiğiniz sistemi bu kadar çok “düzeltme” ihtiyacı duyuyorsanız, bir aksilik var ve kötü yönetiyorsunuz demektir. Hemen akla şu sorular gelir: Deneme yanılma yoluyla mı devleti yönetiyorsunuz? Yerel yönetimlerin yetki ve görevlerini değiştirmek ve işleyişteki aksaklıkları görmek için yerel iktidarın ellerinden gitmesi mi aydınlattı iktidarı?


2. Yerel seçimleri kaybeden iktidar neden reform ihtiyacı duydu? Herhangi bir akademik arama motoruna 6360 yazdığınızda bile binlerce çalışma çıkıyor. Hem uygulamaya dönük bilgilerden hem saha araştırmalarından hem de dünya örnekleriyle karşılaştırma yapan akademik çalışmalardan yerel yönetimlerin mevcut sorunları ve çözüm önerilerini görmek olanaklı. Yasa görüşmeleri sürerken tüm uyarılara kulak tıkandıysa ve iktidar elden gidince akla “reform” geldiyse siyaseten iş sıkıntıya girmiş demektir. Örneğin, edindiğimiz bilgiler, büyükşehir belediyeleriyle ilçe belediyeleri arasındaki görev ve yetki paylaşımı ile bu oranda gelir paylaşımının ilçe belediyeleri lehine düzenleneceği. Bir de düzenlemenin zamanlaması manidar. 31 Mart ve 23 Haziran seçimleri sonrası iktidarın kaybettiği büyükşehir belediyelerinin olduğu illerin çoğunda ilçe belediyeleri kendilerine mensup. Doğal olarak akıllarda deli sorular.

3. Edindiğimiz bir diğer bilgi, belediye meclislerinin yetkilerinin, belediye başkanı aleyhinde artırılmasının planlandığı yönünde. Hatta belediye meclisine belediye başkanının değil, meclis içinden seçilecek birinin başkan yapılmasının tartışıldığı. Yine son yerel seçimlerde CHP’nin kazandığı büyükşehir belediyelerinin meclislerinin önemli bir kısmında, AKP’nin çoğunlukta olduğu görülmekte. İki yıl önce de aynı durum söz konusuydu. Henüz yerel seçimlerin yaşanmadığı bir süreçte iktidar, şu an gördüğü sorunları neden ve nasıl görmüyordu?

4. Yine taslağa dair aldığımız bilgilerde, imara ve planlamaya dair önemli bazı yetkilerin ya merkezi yönetime ya da büyükşehirlerdeki ilçe belediyelerine devredileceği yönünde. Eğer gerçekleşirse ilginç bir düzenleme olacaktır. Çünkü bir kentte rant olmaması mümkün değil. Burada baz alınacak durum, rantın kim lehine harcanacağı. Halka dönük bir harcama mı yoksa üç beş yandaşa mı? Zaten herhangi bir değişiklik yapmasanız da rantın paylaşımı, siyasette tercihinizi belli eder.

Yerel yönetimlerin özgelirleri artırılmadan, özerkliği güçlendirilmeden, üzerindeki merkezi yönetimin vesayet denetiminin kayyum gibi sopa haline dönüştürülmesi engellenmeden yapılacak düzenlemeye reform mu denir? Yoksa, Prokrustes’in el ayak kesmesi örneğinde olduğu gibi iktidarın çoğunu kaybettiği büyükşehir belediyelerinin görev ve yetkilerini budaması mı denir? “Boyu benden uzun” ya da keyfine göre bir uzunluğa getirme gerekçesiyle kol bacak kesen Prokrustes gibi, “benden daha iyi hizmet yerine getirdi” ya da “yerel iktidarı kaybettim, geri almak için başarısız büyükşehir belediyeleri görüntüsü yaratma” bahanesi ve tamamen siyasi bir bakış açısıyla yetki ve görev kırpması yöntemine mi gidilecek göreceğiz.

Bu arada sonuçta Prokrustes’in sonsuz olmadığını, Theseus tarafından yenilgiye uğratıldığını da not olarak düşelim.

 

18.09.2020

https://www.birgun.net/haber/prokrustes-in-yatagi-yerel-yonetimler-ve-chp-li-belediyeler-315988


MACELLAN

Ali Mert TAŞCIER

"Ya #Macellan ne yapmıştı" diye düşünülerek, lüks ve rahat içinde bir gemi yolculuğunun verdiği sıkkınlık ve utanç nedeniyle yazılan kitap. #Zweig kitaplarının ortalamasına göre daha uzunca eser, yine tarih yolculuğu ve yine sonuçta kaybeden bir kişinin biyografisi. Vatandaşı olduğu #Portekiz Kralı'ndan istediğini bulamayan, ama #İspanya Kralı hamiliğinde dünyanın çevresini Batı'ya doğru giderek ilk kez dolaşan, cesur, stratejik zekası üst seviyede, aşırı disiplinli, keşfettikleri yerlilere zulmü reva görmeyen Macellan'ın bu yolculuğunu okutan değil, yaşatan enfes satırlar ayrıca, baharatın, ticaretinin ve yolunun önemini (Haçlı Seferleri, Coğrafi Keşifler vb.) tarihsel perspektiften sunuyor. Kendi kişisel özelliklerini ilk kez kenara bıraktığı için henüz yolculuk tamamlanmadan öldürülen ve sonrasında ismini tarihe vakanüvisi aracılığıyla yazdırsa da keşfinin "kaymağını" başkaları yiyen bu denizci, aslında hatalı olan ve bunun Güney Amerika'dayken anlaşıldığı haritayla ve ilginç hikayeyle yola çıkar. Ondan dolayı #StefanZweig, "Fakat kimse hataları küçük görmesin sakın! Eğer bir dehayla temas ettiyse, eğer tesadüflerle bir araya gelmişse, en budalaca hatalardan bile yüce bir gerçeklik doğabilir" demiştir. 265 kişi ve 5 gemiyle başlayan, 18 kişi ve 1 gemiyle biten, 3 yıl süren yolculuğun tarihe nasıl damga vurduğu ve yüzlerce yıllık gelenekleri ve doğruları nasıl bitirdiği ancak bu denli öykü diliyle anlatılabilir. Bu arada işin inanılmaz zorluğu okununca aklıma gelen şu oldu: "Nuh Peygamber, gemisini yüzdürmesi için Tanrı'dan yardım almakla ne kadar doğru yapmış."

Son söz Zweig'den: "Bir insanın dehası, aynı zamanda da onun can alıcı düşmanıdır."

 

https://www.instagram.com/p/CFWs6AYjQqr/ 



#Kitap #KitapTavsiyesi #KitapÖnerisi #KitapTanıtımı #KitapKurdu #Roman #Hikaye #Öykü #Şiir #Sanat #Siyaset #Tarih #Ekonomi #Sosyoloji #Psikoloji #Felsefe #Edebiyat #Kültür #Biyografi #Otobiyografi #Makale #Deniz #Denizcilik #Seyahat #CanYayınları

 


 

ROTTERDAMLI ERASMUS

 Ali Mert TAŞCIER

Biyografi yazarken kendi kişiliğinize uyup uymamasına ya da sevdiğiniz özellikleri olup olmamasına göre objektif davranamamak bazen anormal gelmez bana. Bu eserinde #Zweig gerçekten objektifliğin sınırını zorlamış diyebilirim. Her ne kadar ara sıra yazdığı cümlelerden iğneleyici izlenimi alsam da. Birleşik Avrupa mimarı, diplomasi, arabuluculuk ve dilin kullanımında usta, Latince'nin üstatlarından, bağnazlığın tek karşıtlığı olduğu, Hümanizm denilince akla gelen ilk isim, sohbet, mektuplaşabilmek için kralların, prenslerin, Papaların seferber olduğu; savaşmaktan korkan, hassas ve türlü hastalıklar atlatmış zayıf vücudu çok sayıda resmedilmiş, kaçmayı yeğleyen, taraf ve devrimci olmayan, reformun yolunu açan, fazla ılımlı olup kimseye yaranamayan, yüreksiz Erasmus'u anlatan eser, aslında karşılaştırma ve çağındaki diyalogları nedeniyle kısmen #Luther'in de biyografisi olmuş. #Katolik Kilisesini ve dogmaları üslubunca sarsan, bu nedenle Reform'un fikri olarak önünü açan ve #Protestan öğretisine ebelik yapan #Erasmus, tarihte kahraman rolünü devrimci kimliğindeki Luther'e bile isteye verse de birbirleriyle çekişmeleri kitapta oldukça iyi işlenmiş. Kitapta Erasmus'un zaferi ve trajedisi aynı denklem üzerinedir: #Hümanizm. Dünyanın tarihini değiştiren bu akım, dinde Reform ile büyük ölçüde özgürleşmenin anahtarı olmuştur. Ancak dini içerikli özgürleşme ile başlayan mezhep savaşları, #Avrupa'yı kan gölüne çevirmiştir ve bir anlamda zafer kazanan Hümanizm, büyük bir trajediyle çökmüştür. Aynı zafer ve trajedinin somut bünyesi Erasmus olmuştur. Kitapta dört tarihsel kısım kendini enfes anlatımıyla da özel biçimde belli ediyor. İlki Hümanizmin serpildiği dönemi ve o dönem Avrupa'yı anlatan kısım. İkincisi çoğunlukla Deliliğe Övgü ve az da olsa diğer eserlerin işlendiği bölüm. Üçüncüsü, portrelerinin ve resimlerinin ayrıntılarının anlatıldığı satırlar. Sonuncusu ise Luther karşılaştırmalı sayfalar. 

https://www.instagram.com/p/CE1ywoxjJ9N/ 



#Kitap #KitapTavsiyesi #KitapÖnerisi #KitapTanıtımı #KitapKurdu #Roman #Hikaye #Öykü #Şiir #Sanat #Siyaset #Tarih #Ekonomi #Sosyoloji #Psikoloji #Felsefe #Edebiyat #Kültür #Biyografi #Otobiyografi #Makale #CanYayınları #StefanZweig

 


 

MONTAIGNE

 Ali Mert TAŞCIER

#StefanZweig eşsiz diliyle kendini özgürleştirme konusunda usta olan #Montaigne'i anlatıyor. Üşengeç Montaigne'in yaşam yolculuğu dünyayı ilgilendirme anlamında özel bir yere sahip ki Zweig bunu anektotlarla özenle işlemiş. Kendisi olarak kalabilme çabasında, kendini vermeye hazır olsa da adamaya asla yanaşmayan Montaigne'i en iyi anlatan söz herhalde #Nietzsche'ye aittir: "Bir zamanlar böyle bir insanın yaşamış olması, bugün şu yeryüzünde yaşamanın hazzını gerçekten artırıyor." #Goethe'nin iç kale diye adlandırmış olduğu ve kimseyi sokmadığı "ben"in #Fransız düşünür adına bir çırpıda okunur biçimde ele alınması ise ayrı bir ustalık. Son söz Montaigne'den: "Ev hayatında, bilimsel çalışmalarda, avda ve başkaca her uygulamada insan hazzın en son sınırlarına kadar gitmeli, ama bu sınırları aşmaktan kendini korumalıdır; yoksa işin içine acı da karışmaya başlar."

https://www.instagram.com/p/CEcgy52jrnh/ 



#Kitap #KitapTavsiyesi #KitapÖnerisi #KitapTanıtımı #KitapKurdu #Roman #Hikaye #Öykü #Şiir #Sanat #Siyaset #Tarih #Ekonomi #Sosyoloji #Psikoloji #Felsefe #Edebiyat #Kültür #Biyografi #Otobiyografi #Dergi #Makale #CanYayınları 

 


 

 

BİR KUŞAĞI ANLAMAK Z

 Ali Mert TAŞCIER

Bugün yeni bir yaş alan Y kuşağı mensubu olarak, @evrimkuran'ın "Z Bir Kuşağı Anlamak" kitabını bitirdim. Edindiğim yeni bilgileri doğum günü hediyesi olarak heybeme koydum. Akıcı dili, çarpıcı örnekleri, ampirik verileriyle tam okumanın zamanı olan eserde; kuşak teorilerini, Z kuşağına dair temel bilgileri hem Türkiye hem dünya kapsamında basit ve anlaşılır biçimde elde etmek olanaklı. Ülkemizde "arka mahalle" ve "yüksek gelir mahallelerinde" yaşayan Z kuşağındakilerin kıyaslandığı bölümler oldukça fikir verici. Ebeveynlere, eğitimcilere ve Z kuşağına öneriler de olan kitap iki kızımın içinde olduğu 25 milyonluk nüfusa sahip Z kuşağı için yol gösterici nitelikte. 

https://www.instagram.com/p/CDW138XDSLm/ 



#ZKuşağı #EvrimKuran #Kitap #KitapTavsiyesi #KitapÖnerisi #KitapTanıtımı #KitapKurdu #Roman #Hikaye #Öykü #Şiir #Sanat #Siyaset #Tarih #Ekonomi #Sosyoloji #Psikoloji #Felsefe #Edebiyat #Kültür #Deneme #İnsan #Okuma

 


 

BULUŞMALAR

 Ali Mert TAŞCIER

İnsanlara, kentlere ve kitaplara dair her buluşmanın böyle güzel olması dileğiyle...

 

https://www.instagram.com/p/CA4_Jn6D7V1/ 

 

#StefanZweig #Zweig #Kitap #KitapTavsiyesi #KitapÖnerisi #KitapTanıtımı #KitapKurdu #Roman #Hikaye #Öykü #Şiir #Sanat #Siyaset #Tarih #Ekonomi #Sosyoloji #Psikoloji #Felsefe #Edebiyat #Kültür #Deneme #İnsan #Kent #Buluşma #Okuma #TekinYayınevi

 


 

 

SATRANÇ

 Ali Mert TAŞCIER

(Hak edilmiş) efsane...
Özenle seçilerek yazılmış ve okuyucuda benzeri hisleri yaratan geçmişteki işkencenin kişide bugün yarattığı özel durumların ve harika karakter tespitlerinin #satranç tahtasında öyküleşmesi. 

 

https://www.instagram.com/p/CA3PEJ1jriS/ 

 


#StefanZweig #Zweig #Kitap #KitapTavsiyesi #KitapÖnerisi #KitapTanıtımı #KitapKurdu #Roman #Hikaye #Öykü #Şiir #Sanat #Siyaset #Tarih #Ekonomi #Sosyoloji #Psikoloji #Felsefe #Edebiyat #Kültür #İşBankası #İşBankasıKültürYayınları

 


 

DON KİŞOT

 Ali Mert TAŞCIER

Bazı okumalar ise yeniden yapıldığında daha anlamlı oluyormuş...
Hakkında asırlardır bir şeyler yazılan, söylenen, benzetmeler yapılan #DonKişot onlardan biri diyebilirim. #Osmanlı donanmasına yakalanarak 5 yıl kadar esir kalan #Cervantes'in kaleme aldığı eseri okumayanın iyi bir okur-yazar olmadığı varsayılırmış. Pek haksız bir yorum da değil. Senyör #Keseda'nın Don Kişot de la Mancha'ya dönüştüğü, sadık seyisi #SançoPanza'yı yanına takarak maceralara giriştiği kitapta, Papaz ve berberin onları geri döndürme çabaları ise oyun içinde oyun gibi. Eğlenceli biçimde anlatılan olaylarda insan ilişkileri, insanın bencilliği ince biçimde işlenmiş. Aklını kaçırdığı için #şövalye olduğu düşünülen Keseda'nın en sonunda aklını başına devşirdiği, ama yenildiği döğüşü sonrası şatosuna kapanması nedeniyle mi yoksa #Dulcinea'ya kavuşamaması gerekçesiyle mi hastalığa yakalanıp ölmesi ilginç ve güzel sonu getirmiş. Kim bilir belki de gerçek, sanıldığı gibi değildi. Kendisi hiç deli değildi, gerçek bir akıllıydı Don Kişot ve daha sonra aklını kaçırıp öldü. 1605 yılında yayınlanan eserin, yazarın asker geçmişinden izler taşıdığı söylenebilir. Tabii ki #ReşatNuriGüntekin çevirisine #GustaveDore resimlerinin eşlik etmesi, #YapıKrediYayınları'nın baskısına özel olma durumu katmış.

https://www.instagram.com/p/CAzdmcmjtBK/ 



#Kitap #KitapTavsiyesi #KitapÖnerisi #KitapTanıtımı #KitapKurdu #Roman #Hikaye #Öykü #Şiir #Sanat #Siyaset #Tarih #Ekonomi #Sosyoloji #Psikoloji #Felsefe #Edebiyat #Kültür
#YKY #MigueldeCervantes

 


 

VİCDAN ZORBALIĞA KARŞI

 Ali Mert TAŞCIER

 

Bazı okumalar geç olunca daha anlamlı oluyormuş...
Ama itiraf etmek lazım, bu enfes eseri ve dilini geç keşfetmek de mahçubiyet yarattı. Kendi yaşamı başlı başına bir kitap konusu olan #StefanZweig'in vicdan ile zorbalığın, yani #Castellio ile dinde reformdan yola çıkıp bir diktatöre dönüşen, dogmanın temsilcisi haline gelen #Calvin'in mücadelesini anlatan kitaptan notlar almaya kalkmayın. Çünkü kitabın yarısını not tutmak zorunda kalırsınız. Dinde reform ile doğan değişim ve yeniliğin, #Protestan inancın ve Calvin yorumunun yönetimde egemen olmasıyla ne hale geldiği açısından çağlara seslenecek eser olduğu ve olacağı kesin. Şu ana kadar hayatımda okuduğum en iyi kitaplar serisinde ilk 5'e girdi bile. Derhal #Zweig'in özellikle #biyografi kitaplarını sipariş ettim... 

 

 https://www.instagram.com/p/CAw_vVrjUWD/

 

#KitapTavsiyesi #KitapÖnerisi #KitapTanıtımı #KitapKurdu #Roman #Hikaye #Öykü #Şiir #Sanat #Siyaset #Tarih #Ekonomi #Sosyoloji #Psikoloji #Felsefe #Edebiyat #Kültür #CanYayınları #VicdanZorbalığaKarşı

 


 

VADİDEKİ ZAMBAK

 Ali Mert TAŞCIER

#StefanZweig #Balzac için şöyle der: "Balzac bir yoğunluk dehasıdır, edebiyata kazandırdığı çalışmalar dolayısıyla bir kahramandır." #YaşarKemal'e özellikle #İnceMemed'de sayfalarca süren betimlemelerine dair düşüncesi, biraz da "çok uzun" eleştirileriyle sorulduğunda "keşke daha uzun yapabilseydim" der. Gerçekten öyle betimlemelerdir ki #Anavarza Ovası'nda yaşadığını hissedersin Memed ile. İşte o betimlemelerin Fransız versiyonu, Balzac'ın aşık olduğu kadın #Henriette'ye taktığı ve kitabına da isim olan #VadidekiZambak demek abartı olmaz. Daha önce kısaltılmış versiyonunu okuduğum eserin uzun biçimini okumak şartmış. Belki kitaplarda olacak özveri oranının iyi bir dille anlatımı kitabı fazlasıyla akıcı hale getirmiş. "#Felix de ne adammış" dedirten kitapta, evli ve çocuklu olmasının ve yaşamsal tercihlerinin de etkisiyle sevgisini tam anlamıyla hissettir(e)meyen Henriette'nin hazin sonu oldukça ayrıntıyla nakış gibi işlenmiş. 

 

https://www.instagram.com/p/CAubVtKD4en/ 


Tabii ki #HasanAliYücel Klasikleri... #Kitap #KitapTavsiyesi #KitapÖnerisi #KitapTanıtımı #KitapKurdu #Roman #Hikaye #Öykü #Şiir #Sanat #Siyaset #Tarih #Ekonomi #Sosyoloji #Psikoloji #Felsefe #Edebiyat #Kültür #HonoredeBalzac #İşBankası #İşBankasıKültürYayınları

 


 

ECİNNİLER

 Ali Mert TAŞCIER


897 sayfa, 3 gecede tüketilen bayram şekeri...
Yaşadığı dönemde, ilk kitabı hariç, kıymeti bilinmemesine her zaman şaşırdığım #Dostoyevski'nin Türkçesinde, Rus isimlerinin okunması ve akılda tutulması zorluğunu aşacak olaylar kurgusunu çok güzel biçimde iç içe geçirdiği eseri: #Ecinniler. Sıradan olaylarla başlayıp, uzunca sıradan giden bölümlerle sonraki bölümlerdeki ilişki altyapısı tam olarak oturtulmasa da ve o bölümler kendi içerisinde bazen bağımsızmış gibi görünse de ileride gizli örgüt üyelerinin yaşadıkları, yanlışları ve özellikle soylular tarafından uğratıldıkları kumpas soluksuz okunuyor.
Tabii ki yaptığı her işi saygıyla andığımız #HasanAliYücel'in imzası olduğu için gözü kapalı bu baskının alınabileceği inancının doğru çıktığı #MazlumBeyhan çevirisini de eklemek lazım...

 

https://www.instagram.com/p/CAr8_tYDRM2/

 

#Kitap #KitapTavsiyesi #KitapÖnerisi #KitapTanıtımı #KitapKurdu #Roman #Hikaye #Öykü #Şiir #Sanat #Siyaset #Tarih #Ekonomi #Sosyoloji #Psikoloji #Felsefe #Edebiyat #Kültür #FyodorMihayloviçDostoyevski #İşBankası #İşBankasıKültürYayınları

 


 

ULUSLARIN DÜŞÜŞÜ

Ali Mert TAŞCIER

Sona bıraktığım ilk kitap #UluslarınDüşüşü, dünyanın dört bir yanına ve uygarlık tarihinin her evresine okuyucuyu ışınlıyor. Işınlıyor, çünkü birbiriyle ilgisiz gibi görülen yerler ve zamanlara hızlı geçiş söz konusu. Güç, zenginlik ve yoksulluğun kökenlerini çok iyi bir sistemleştirmeyle "sömüren-sömürülen" ilişkisinden yola çıkarak anlatan kitapta, yüzlerce not almak zorunda kalıyorsunuz. Ülkelerin geri kalmışlığını sahip olduğu sömürücü kurumlara ya da gelişmişliğini kapsayıcı kurumlara bağlayan yazarlar, "günümüzdeki farklı kurumsal örüntülerin kökleri geçmişe dayanır çünkü toplum bir kez belirli bir biçimde örgütlendiğinde bu durum varlığını sürdürme eğilimi gösterir" demektedirler. Aslında bununla kitapta sıklıkla vurgulanan "kısır döngünün kırılabileceği" iddiasıyla çelişkiye düşülüyor ve tam anlamıyla bu konuda bir reçete verilmemesi, ki verileceği vurgulanıyor, aynı zamanda harika ortaya konulan "sömüren-sömürülen" ilişkisinin ülkenin geldiği zenginlik-yoksulluk sonucuna tam yansıtılmaması eleştiri notlarım arasında. Yaratıcı yıkımın tarihteki rolü, İngiltere tarihi (diğer ülkelere göre oldukça ayrıntılı), eşitsizliğin nedenlerine dair kuramlara (coğrafya hipotezi ve iklim, kültür hipotezi ve din, ulusal değerler, cehalet hipotezi) verilen yanıtlar oldukça iyi derlenmiş ve önemli bir kısmı özgün. Hakkında uzun bir yazıyı ve içerisinde yüzlerce atfı hak eden bir eser... 

 

https://www.instagram.com/p/CApQvvPDVd2/ 

 

#Kitap #Kitapkurdu #KitapÖnerisi #KitapTavsiyesi #Kitaplık #Kütüphane #Çeviri #Ekonomi #Siyaset #Tarih #Coğrafya #Roman #Edebiyat #Şiir #Felsefe #Sosyoloji #Sanat #Değerlendirme #DoğanKitap #DarKoridor #DaronAcemoğlu #JamesRobinson

 


 

DAR KORİDOR

İlk başta belirtmek gerekir ki tersten gittim. Önce yazılmış #UluslarınDüşüşü'nden değil, sonra yazılmış #DarKoridor'dan başladım.
Her devletin amacı ve oluşturulma nedeni "barış ve adaleti korumak" diyen #Hobbes'un #Leviathan'ından yola çıkarak #devlet, #toplum ve #özgürlük üzerine yeni bir #teori ortaya atma amacında olan kitabı bitirdiğimde aklıma gelen ilk yorum: Devasa bir entelektüel birikimin rafine edilmiş hali... Sınıfsal ilişkilerden oldukça soyutlanmış biçimde oluşturulmuş, bu nedenle eklektik niteliği ön plana çıkan, ayrıca zaman-yer ilişkisinde kendi sistematiği içinde temel oturturken tarihsel-coğrafi koşullarda tam bir tutarlılık içinde ilerlemese de prangalı, namevcut, despotik ve kağıttan Leviathan kurgusu oldukça başarılı. Hakkında çok uzun yazılar yazılmayı hak eden kitabımızı kitaplıktaki yerine uğurluyoruz.
Kitabı okurken, çeviriyi yapan Yüksel Taşkın'a teşekkür etmeden geçilmediğini de belirteyim...

 

#Kitap #Kitapkurdu #KitapÖnerisi #KitapTavsiyesi #Kitaplık #Kütüphane #Çeviri #Ekonomi #Siyaset #Tarih #Coğrafya #Roman #Edebiyat #Şiir #Felsefe #Sosyoloji #Sanat #ThomasHobbes #Değerlendirme #DoğanKitap #DarKoridor #DaronAcemoğlu #JamesRobinson