21 Eylül 2020 Pazartesi

PROKRUSTES'İN YATAĞI, YEREL YÖNETİMLER VE CHP'Lİ BELEDİYELER

 


Konuk Yazar: Yerel Yönetim Uzmanı Dr. Ali Mert TAŞCIER

Prokrustes. Hakkındaki söylencelerde farklılıklar olsa da Yunan mitolojisine göre Attica’da yaşar. Evinde ağırladığı misafirlerini yatırdığı yatak ve o yatakta yaptığı işkencelerle anılır. Örneğin kurban yatağa sığmayacak kadar uzun ve elleri ayakları yataktan taşmışsa Prokrustes o kişinin uzuvlarını kesermiş. Eğer o kişinin boyu kısa gelirse bu sefer de yatağa bağladığı misafiri mengene ile gererek uzatırmış. Anlaşılan o ki Prokrustes’in kafasında ideal bir uzunluk ölçüsü var. Bunun doğruluğu ya da yanlışlığı tartışılmadan kafasına göre belirlediği ölçüye insanları getirmek için işkence yapmayı kendisine görev edinmiş. Kimi söylenceler ise hancı olan Prokrustes kendisinden uzun kişileri uzuvlarını keser, kısa olanların ise istediği uzunluğa gelmeleri için kemiklerini kırarmış. Her koşulda keyfi bir tutumu baskıyla dayattığı, kendinden iyi olanı kendinden daha kötü boyutlara işkenceyle getirmek istediği bir yataktan bahsediyoruz. Türkiye’deki yerel yönetimlerin Prokrustes ile ne ilgisi mi var?

Yakın zamanda konuşulan bir düzenleme vardı, yerel yönetimlere dair. “Hazırlandı, Cumhurbaşkanına sunulacak” telaşı sürerken pandemi nedeniyle rafa kaldırıldı. Aslında rafa kaldırılması belediyeler açısından bir anlamda iyi oldu. Mevcut sistemi ve işleyişini belediyeler açısından sınayacak ilginç bir pandemi sürecinden geçtik/geçiyoruz. Eğer taslak gerçekten pandemi sürecinden önce bitseydi, CHP’li belediyelerin gösterdiği performans nedeniyle yeniden elden geçebilirdi. Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş, Tunç Soyer ve diğer çok sayıda belediye başkanı sürecin yıldızları haline geldiler. Başka bir ifadeyle Prokrustes’in yatağına uzun boylu olarak uzandılar.

Taslağa dair aldığımız bilgiler ışığında şunlar söylenebilir:

1. Tipik bir AKP gerekçesi olacak: Reform. Evet, yine bir reform ile karşı karşıyayız ve bu bahaneyle görev ve yetkilerde ciddi değişiklik olacağa benziyor. Reform TDK sözlüğüne göre “düzeltme” demek. Peki, düzeltilecek olan ne? Yerel yönetim sistemi. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun tarihi 2005, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu 2004, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ise 2005 tarihli. Yani AKP iktidarında hazırlanmış ve o zaman da reform diye sunulmuşlardı. Daha sonra 2012 yılında 6360 sayılı ve reform diye sunulan kanunla yerel yönetim sistemi köklü biçimde değişti. Devlet yönetimindeki kendi getirdiğiniz sistemi bu kadar çok “düzeltme” ihtiyacı duyuyorsanız, bir aksilik var ve kötü yönetiyorsunuz demektir. Hemen akla şu sorular gelir: Deneme yanılma yoluyla mı devleti yönetiyorsunuz? Yerel yönetimlerin yetki ve görevlerini değiştirmek ve işleyişteki aksaklıkları görmek için yerel iktidarın ellerinden gitmesi mi aydınlattı iktidarı?


2. Yerel seçimleri kaybeden iktidar neden reform ihtiyacı duydu? Herhangi bir akademik arama motoruna 6360 yazdığınızda bile binlerce çalışma çıkıyor. Hem uygulamaya dönük bilgilerden hem saha araştırmalarından hem de dünya örnekleriyle karşılaştırma yapan akademik çalışmalardan yerel yönetimlerin mevcut sorunları ve çözüm önerilerini görmek olanaklı. Yasa görüşmeleri sürerken tüm uyarılara kulak tıkandıysa ve iktidar elden gidince akla “reform” geldiyse siyaseten iş sıkıntıya girmiş demektir. Örneğin, edindiğimiz bilgiler, büyükşehir belediyeleriyle ilçe belediyeleri arasındaki görev ve yetki paylaşımı ile bu oranda gelir paylaşımının ilçe belediyeleri lehine düzenleneceği. Bir de düzenlemenin zamanlaması manidar. 31 Mart ve 23 Haziran seçimleri sonrası iktidarın kaybettiği büyükşehir belediyelerinin olduğu illerin çoğunda ilçe belediyeleri kendilerine mensup. Doğal olarak akıllarda deli sorular.

3. Edindiğimiz bir diğer bilgi, belediye meclislerinin yetkilerinin, belediye başkanı aleyhinde artırılmasının planlandığı yönünde. Hatta belediye meclisine belediye başkanının değil, meclis içinden seçilecek birinin başkan yapılmasının tartışıldığı. Yine son yerel seçimlerde CHP’nin kazandığı büyükşehir belediyelerinin meclislerinin önemli bir kısmında, AKP’nin çoğunlukta olduğu görülmekte. İki yıl önce de aynı durum söz konusuydu. Henüz yerel seçimlerin yaşanmadığı bir süreçte iktidar, şu an gördüğü sorunları neden ve nasıl görmüyordu?

4. Yine taslağa dair aldığımız bilgilerde, imara ve planlamaya dair önemli bazı yetkilerin ya merkezi yönetime ya da büyükşehirlerdeki ilçe belediyelerine devredileceği yönünde. Eğer gerçekleşirse ilginç bir düzenleme olacaktır. Çünkü bir kentte rant olmaması mümkün değil. Burada baz alınacak durum, rantın kim lehine harcanacağı. Halka dönük bir harcama mı yoksa üç beş yandaşa mı? Zaten herhangi bir değişiklik yapmasanız da rantın paylaşımı, siyasette tercihinizi belli eder.

Yerel yönetimlerin özgelirleri artırılmadan, özerkliği güçlendirilmeden, üzerindeki merkezi yönetimin vesayet denetiminin kayyum gibi sopa haline dönüştürülmesi engellenmeden yapılacak düzenlemeye reform mu denir? Yoksa, Prokrustes’in el ayak kesmesi örneğinde olduğu gibi iktidarın çoğunu kaybettiği büyükşehir belediyelerinin görev ve yetkilerini budaması mı denir? “Boyu benden uzun” ya da keyfine göre bir uzunluğa getirme gerekçesiyle kol bacak kesen Prokrustes gibi, “benden daha iyi hizmet yerine getirdi” ya da “yerel iktidarı kaybettim, geri almak için başarısız büyükşehir belediyeleri görüntüsü yaratma” bahanesi ve tamamen siyasi bir bakış açısıyla yetki ve görev kırpması yöntemine mi gidilecek göreceğiz.

Bu arada sonuçta Prokrustes’in sonsuz olmadığını, Theseus tarafından yenilgiye uğratıldığını da not olarak düşelim.

 

18.09.2020

https://www.birgun.net/haber/prokrustes-in-yatagi-yerel-yonetimler-ve-chp-li-belediyeler-315988


MACELLAN

Ali Mert TAŞCIER

"Ya #Macellan ne yapmıştı" diye düşünülerek, lüks ve rahat içinde bir gemi yolculuğunun verdiği sıkkınlık ve utanç nedeniyle yazılan kitap. #Zweig kitaplarının ortalamasına göre daha uzunca eser, yine tarih yolculuğu ve yine sonuçta kaybeden bir kişinin biyografisi. Vatandaşı olduğu #Portekiz Kralı'ndan istediğini bulamayan, ama #İspanya Kralı hamiliğinde dünyanın çevresini Batı'ya doğru giderek ilk kez dolaşan, cesur, stratejik zekası üst seviyede, aşırı disiplinli, keşfettikleri yerlilere zulmü reva görmeyen Macellan'ın bu yolculuğunu okutan değil, yaşatan enfes satırlar ayrıca, baharatın, ticaretinin ve yolunun önemini (Haçlı Seferleri, Coğrafi Keşifler vb.) tarihsel perspektiften sunuyor. Kendi kişisel özelliklerini ilk kez kenara bıraktığı için henüz yolculuk tamamlanmadan öldürülen ve sonrasında ismini tarihe vakanüvisi aracılığıyla yazdırsa da keşfinin "kaymağını" başkaları yiyen bu denizci, aslında hatalı olan ve bunun Güney Amerika'dayken anlaşıldığı haritayla ve ilginç hikayeyle yola çıkar. Ondan dolayı #StefanZweig, "Fakat kimse hataları küçük görmesin sakın! Eğer bir dehayla temas ettiyse, eğer tesadüflerle bir araya gelmişse, en budalaca hatalardan bile yüce bir gerçeklik doğabilir" demiştir. 265 kişi ve 5 gemiyle başlayan, 18 kişi ve 1 gemiyle biten, 3 yıl süren yolculuğun tarihe nasıl damga vurduğu ve yüzlerce yıllık gelenekleri ve doğruları nasıl bitirdiği ancak bu denli öykü diliyle anlatılabilir. Bu arada işin inanılmaz zorluğu okununca aklıma gelen şu oldu: "Nuh Peygamber, gemisini yüzdürmesi için Tanrı'dan yardım almakla ne kadar doğru yapmış."

Son söz Zweig'den: "Bir insanın dehası, aynı zamanda da onun can alıcı düşmanıdır."

 

https://www.instagram.com/p/CFWs6AYjQqr/ 



#Kitap #KitapTavsiyesi #KitapÖnerisi #KitapTanıtımı #KitapKurdu #Roman #Hikaye #Öykü #Şiir #Sanat #Siyaset #Tarih #Ekonomi #Sosyoloji #Psikoloji #Felsefe #Edebiyat #Kültür #Biyografi #Otobiyografi #Makale #Deniz #Denizcilik #Seyahat #CanYayınları

 


 

ROTTERDAMLI ERASMUS

 Ali Mert TAŞCIER

Biyografi yazarken kendi kişiliğinize uyup uymamasına ya da sevdiğiniz özellikleri olup olmamasına göre objektif davranamamak bazen anormal gelmez bana. Bu eserinde #Zweig gerçekten objektifliğin sınırını zorlamış diyebilirim. Her ne kadar ara sıra yazdığı cümlelerden iğneleyici izlenimi alsam da. Birleşik Avrupa mimarı, diplomasi, arabuluculuk ve dilin kullanımında usta, Latince'nin üstatlarından, bağnazlığın tek karşıtlığı olduğu, Hümanizm denilince akla gelen ilk isim, sohbet, mektuplaşabilmek için kralların, prenslerin, Papaların seferber olduğu; savaşmaktan korkan, hassas ve türlü hastalıklar atlatmış zayıf vücudu çok sayıda resmedilmiş, kaçmayı yeğleyen, taraf ve devrimci olmayan, reformun yolunu açan, fazla ılımlı olup kimseye yaranamayan, yüreksiz Erasmus'u anlatan eser, aslında karşılaştırma ve çağındaki diyalogları nedeniyle kısmen #Luther'in de biyografisi olmuş. #Katolik Kilisesini ve dogmaları üslubunca sarsan, bu nedenle Reform'un fikri olarak önünü açan ve #Protestan öğretisine ebelik yapan #Erasmus, tarihte kahraman rolünü devrimci kimliğindeki Luther'e bile isteye verse de birbirleriyle çekişmeleri kitapta oldukça iyi işlenmiş. Kitapta Erasmus'un zaferi ve trajedisi aynı denklem üzerinedir: #Hümanizm. Dünyanın tarihini değiştiren bu akım, dinde Reform ile büyük ölçüde özgürleşmenin anahtarı olmuştur. Ancak dini içerikli özgürleşme ile başlayan mezhep savaşları, #Avrupa'yı kan gölüne çevirmiştir ve bir anlamda zafer kazanan Hümanizm, büyük bir trajediyle çökmüştür. Aynı zafer ve trajedinin somut bünyesi Erasmus olmuştur. Kitapta dört tarihsel kısım kendini enfes anlatımıyla da özel biçimde belli ediyor. İlki Hümanizmin serpildiği dönemi ve o dönem Avrupa'yı anlatan kısım. İkincisi çoğunlukla Deliliğe Övgü ve az da olsa diğer eserlerin işlendiği bölüm. Üçüncüsü, portrelerinin ve resimlerinin ayrıntılarının anlatıldığı satırlar. Sonuncusu ise Luther karşılaştırmalı sayfalar. 

https://www.instagram.com/p/CE1ywoxjJ9N/ 



#Kitap #KitapTavsiyesi #KitapÖnerisi #KitapTanıtımı #KitapKurdu #Roman #Hikaye #Öykü #Şiir #Sanat #Siyaset #Tarih #Ekonomi #Sosyoloji #Psikoloji #Felsefe #Edebiyat #Kültür #Biyografi #Otobiyografi #Makale #CanYayınları #StefanZweig

 


 

MONTAIGNE

 Ali Mert TAŞCIER

#StefanZweig eşsiz diliyle kendini özgürleştirme konusunda usta olan #Montaigne'i anlatıyor. Üşengeç Montaigne'in yaşam yolculuğu dünyayı ilgilendirme anlamında özel bir yere sahip ki Zweig bunu anektotlarla özenle işlemiş. Kendisi olarak kalabilme çabasında, kendini vermeye hazır olsa da adamaya asla yanaşmayan Montaigne'i en iyi anlatan söz herhalde #Nietzsche'ye aittir: "Bir zamanlar böyle bir insanın yaşamış olması, bugün şu yeryüzünde yaşamanın hazzını gerçekten artırıyor." #Goethe'nin iç kale diye adlandırmış olduğu ve kimseyi sokmadığı "ben"in #Fransız düşünür adına bir çırpıda okunur biçimde ele alınması ise ayrı bir ustalık. Son söz Montaigne'den: "Ev hayatında, bilimsel çalışmalarda, avda ve başkaca her uygulamada insan hazzın en son sınırlarına kadar gitmeli, ama bu sınırları aşmaktan kendini korumalıdır; yoksa işin içine acı da karışmaya başlar."

https://www.instagram.com/p/CEcgy52jrnh/ 



#Kitap #KitapTavsiyesi #KitapÖnerisi #KitapTanıtımı #KitapKurdu #Roman #Hikaye #Öykü #Şiir #Sanat #Siyaset #Tarih #Ekonomi #Sosyoloji #Psikoloji #Felsefe #Edebiyat #Kültür #Biyografi #Otobiyografi #Dergi #Makale #CanYayınları 

 


 

 

BİR KUŞAĞI ANLAMAK Z

 Ali Mert TAŞCIER

Bugün yeni bir yaş alan Y kuşağı mensubu olarak, @evrimkuran'ın "Z Bir Kuşağı Anlamak" kitabını bitirdim. Edindiğim yeni bilgileri doğum günü hediyesi olarak heybeme koydum. Akıcı dili, çarpıcı örnekleri, ampirik verileriyle tam okumanın zamanı olan eserde; kuşak teorilerini, Z kuşağına dair temel bilgileri hem Türkiye hem dünya kapsamında basit ve anlaşılır biçimde elde etmek olanaklı. Ülkemizde "arka mahalle" ve "yüksek gelir mahallelerinde" yaşayan Z kuşağındakilerin kıyaslandığı bölümler oldukça fikir verici. Ebeveynlere, eğitimcilere ve Z kuşağına öneriler de olan kitap iki kızımın içinde olduğu 25 milyonluk nüfusa sahip Z kuşağı için yol gösterici nitelikte. 

https://www.instagram.com/p/CDW138XDSLm/ 



#ZKuşağı #EvrimKuran #Kitap #KitapTavsiyesi #KitapÖnerisi #KitapTanıtımı #KitapKurdu #Roman #Hikaye #Öykü #Şiir #Sanat #Siyaset #Tarih #Ekonomi #Sosyoloji #Psikoloji #Felsefe #Edebiyat #Kültür #Deneme #İnsan #Okuma

 


 

BULUŞMALAR

 Ali Mert TAŞCIER

İnsanlara, kentlere ve kitaplara dair her buluşmanın böyle güzel olması dileğiyle...

 

https://www.instagram.com/p/CA4_Jn6D7V1/ 

 

#StefanZweig #Zweig #Kitap #KitapTavsiyesi #KitapÖnerisi #KitapTanıtımı #KitapKurdu #Roman #Hikaye #Öykü #Şiir #Sanat #Siyaset #Tarih #Ekonomi #Sosyoloji #Psikoloji #Felsefe #Edebiyat #Kültür #Deneme #İnsan #Kent #Buluşma #Okuma #TekinYayınevi

 


 

 

SATRANÇ

 Ali Mert TAŞCIER

(Hak edilmiş) efsane...
Özenle seçilerek yazılmış ve okuyucuda benzeri hisleri yaratan geçmişteki işkencenin kişide bugün yarattığı özel durumların ve harika karakter tespitlerinin #satranç tahtasında öyküleşmesi. 

 

https://www.instagram.com/p/CA3PEJ1jriS/ 

 


#StefanZweig #Zweig #Kitap #KitapTavsiyesi #KitapÖnerisi #KitapTanıtımı #KitapKurdu #Roman #Hikaye #Öykü #Şiir #Sanat #Siyaset #Tarih #Ekonomi #Sosyoloji #Psikoloji #Felsefe #Edebiyat #Kültür #İşBankası #İşBankasıKültürYayınları